Dostum Maria'ya Mektup!
Ne için yoruyordun o güzel çeneni sevgili Maria?
Ne için?
Kazanılacak üç beş kağıt parçası, boncuklar, kumaşlar,
baharatlar ve topuklu ayakkabılar…
Burnunun kenarından kibirli bir bakış atabilmek için…
Ne için?
Şan, ün, şöhret?
Şeref, başarı, şahsiyet?
Ne için, söyle ne için?
Fırının köşesinde duran, her daim demli ayyaştan,
Seni her gördüğünde baştan aşağı süzen o “nüfuzlu” adamdan,
Mahallenin tüm köpeklerinin anası olan Karabaş’tan
Leyla’dan, Hasan’dan, Can’dan…
Alev’den, Handan’dan, Canan’dan…
öte neydi seni
sen yapan?
Eteğinin altına çiçekli pazen don giyiyor diye dalga geçtiğin
Ayşe de gebe.
Sen de gebesin, neye benzeyeceğini bilmediğin bir geleceğe….
Söylesene, ne için yorup duruyordun o güzel şekilli çeneni
sevgili Maria? Ne için?
Saçının dibinden görünen akları kapattığın saçının boyası,
Yanağına sürmeden sokağa çıkamadığın allığın markası,
numarası…
O allığı o parlak teneke kutuya koyan 12 yaşındaki çocuğun
saçının tutamı,
Senin boyanın rengine denk düşmüş,
Düzenini sevdiğimin dünyası!
Ne garip ve ne karmaşık bir hikaye bu Maria?
Bir sus! Dinle! Yalnızca bir an!
Yalnız kendini değil bu kez!
Kuruttuğun derelerde bir su akıyor mu? Bir dur da dinle!
İçindeki korkuyu dinle Maria!
Anan için, baban için, beben için en çok da kendin için
duyduğun korkuyu dinle Maria!
Ve düşün!
Ne için yoruyordun çeneni?
Hiçbir Dünya Savaşını okumadan, görmeden,
Ekmek kuyruğu, gaz kuyruğu, gaz maske fabrikası bilmeden,
Elini salladın mı, ellisine değerek yaşayıp gidecektin be
Maria…
Yanağındaki gamzeyi umursamadan,
Sadece gözünün üzerinde kaşın olduğu için seni sevmeyenlerin olduğu
bu koca Dünya’yı.
Safi yaşamak için sevebilecek misin, söyle?
Söyle Maria?
Kaç zamandır hasta bebesinin başını bekleyen anne-baba,
Topraktaki ekinin uyanmasını, ağacın çiçeğe durmasını
bekleyen rençber,
Cezasının dolmasını bekleyen mahkum,
Ağrısının dinmesini bekleyen hasta varken,
Ne için yormuştun o güzel şekilli ağzını, Sor kendine?
Her dağın karı kendine göreyken,
Sen sadece kendi başın için dua ettiysen…
Derdin zorun kendinleyse, elinin erdiği, gözünün gördüğü
kadarsa,
Yorma kendini…
Oturduğun odalar sana yetmeyecek!
Bu Pazar ayine gidemesende sevgili dostum Maria,
Bir mum kendi başın için yakıyorsan, bir de başkaları için
yak!
Ve biraz olsun anla.
Göremediğin o düşman biraz da senin içinde be sevgili Maria!
Senin içinde...



Comments
Post a Comment