Birbirini hiç tanımayan karakterler hakkında... Büşra-Ceren-Fatih

Önceleri öyle küçük küçük notlar almaya başladım.

Birbirini hiç tanımayan karakterler hakkında...

Büşra mesela. Büşra bilmemne üniversitesinde iletişim okuyor. Ailesi bilmemne taşra kentinde. Babası belki ceketini satıyor ya da belki konu ceket falan değil, basbayağı tüccar. Zengin babası. Ne olsa satıyor. Elhamdülillah iyi de kazanıyor. Kafası ticarete çalışan adam. Kız kısmı okumasın diyecek ama. Elinde iki kız var. Okutmasa olmayacak. Elalemin diline düşmeye gerek yok bu devirde. Okusunlar bakalım. Madem büyük şehre gidilecek. Gidilsin. Yurt falan... Paramız yok değil ya, tutarız bir ev. Yalnız kalmak olmaz. Dini bütün bir abla ile kalırlar. Yol, yordam, izzet, hürmet öğrenir. Hayırlısıyla geldim mi bağlarız başını eli ekmek tutan biriyle. 

Büşra hala benim tanımadığım bir karakter. Bu karakterin ev arkadaşının benim iş arkadaşım olması dolayısıyla bu denemeye dahil oluyor Büşra. Babasının hayal ettiği, dini bütün abla tanımından fersah fersah uzağa düşen, kıpır kıpır, capcanlı bir kız Ceren. Anası babası elli santimlik bebeğin bir Ceren gibi güzel bir kız olacağını öngörmüş, adını Ceren koymuş. Tam isabet. 

Anası babası adını koyarken Tanrı da içine sanat katmış Ceren'in. Yolda yürürken bile bir resmin içinden fırlamış gibi. Yazı yazsa, çiçek çiçek açıyor harfler. Hele çizecek oldu mu. Rambrant'lar, Dali'ler, Şeker Ahmet Paşa'lar genlerinden kağıda nakşoluyor. Kıskanmamak na-mümkün. 

Büşra ile samimiyetimiz yok dedim ya. Ondan olacak bana bir şey anlattığı yok. Bir akşam üzeri, toplu taşıma araçları ile ulaşmanın imkansız olduğu iş yerimize intikal ediyor. Öylesine bir uğramış. Gözleri bağırıyor o konuşurken: "Ceren'i deliler gibi kıskanıyorum!" "Günah olmasa bir kaşık suda boğarım bu kızı. Ev arkadaşım diye sabrediyorum. Babam tek başına evde kalmama izin vermez. Ceren gibi giyinmeme izin vermez. Ceren gibi sanatla ilgilenmeme asla izin vermez. Ceren gibi rahat rahat gezmeme izin vermez." "Biz arkadaşlarla biraz gezicez, çok geç kalmam merak etme!" cümlesini söyleyebilmek için, bir kerecik bile Ceren olmak için neler vermezdim? diyen sesler duyuyorum. Gözleri söylüyor. Gözlerinin içine bakamıyorum. Gözleri çağla yeşili. Böyle bakınca insanın içini ürperten cinsten kedi gözü gibi bir yeşil. Gözlerimi kaçırıyorum. 

Kaçtır söylüyorum, Büşra benim tanımadığım bir karakter, ama belki sen tanıyorsundur. Ne bileyim komşunun kızıdır. Ya da bizzat sensindir. Bilemem. Herkesin kafasının içinde kendi Büşra'sı kendine. Bizim Büşra da kendine. Başka bir şehirde üniversite kazanınca başka bir Büşra edinmiş bizim Büşra kendine. Başka çekmecede duran başka başka bluzlar, etekler. Küpeler, takılar, tokalar, kırmızı renkli ojeler... Ana-babası görse kıyameti koparacak ne varsa ondan yeni bir Büşra yapmış kendine. Ceren'in tüm sanat yeteneğine taş çıkaran yepyeni bir Büşra çıkarmış. Öyle ki, bu yeni Büşra'ya başka bir kafa kağıdı çıkar. Ceren bu yeni Büşra'nın tohumdan, çiçeğe evrimine şahitlik etmesinden olacak, kaygılı. "Valla, ben bu kızı anlamakta zorlanıyorum!" diyor. Hem Büşra sen bizim iş yerine nasıl geldin? "Fatih arabayla bıraktı!"

Tanımadığım Büşra kısa bir iş yeri hal-hatırı arkasından, yine aynı Fatih'in aynı son model arabasıyla ufukta kayboluyor. Şirketin bahçesindeki çam ağaçları altında Ceren sinir içinde gözlerini kısmış, dişlerini sıkarak bakıyor arabanın arkasından. "Bu oğlana sinir oluyorum!" diyor. Oğlan hukuk okuyor. Okulda da ismi lazım değil partisi gençlik kollarında faaliyet gösteriyor. Diğer zamanlarında şeytana pabucunu ters giydirip, sonra düzmüş gibi gösterebiliyor. Tam on parmağında on marifet bir delikanlı. Büşra'nın babası oğlanı sokakta görse belki "eli yüzü düzgün, efendi çocuk, ekmeğini de eline alacak!" diyecek. Diyemiyor. Fatih gaza bastım mı, peşinden kimse yetişemiyor. 

Sizin de hiç tanımadığınız, hiçbir zaman da tanıyamayacağınız, benim zihnimin ürünü Ceren ertesi gün dilinin altındaki baklayı çıkarıyor. "Tanıdığın bir kadın doğum doktoru var mı?" Var, hayırdır? Büşra hamile!

Benim hiç tanımadığım bir kadın doğum doktoruna yönlendiriyorum Büşra'yı. Hikayeye özgü diğer detayları dinledikçe ben de dişlerimi sıkmaya başlıyorum. Nişan vaatleri, yalanlar, hikayeler, şiddet öyküleri, memlekete giderken takılan örtüler, yalanlar, dolanlar, baskılar, görmezden gelmeler, arkasını örtmeler... Ben bunları tanımıyorum. Yazarı söyletip durmayın, bunlar benim tanımadığım bilmediğim karakterler. Fatih'e bir temiz dayak atmak istiyorum. Hele doktordan çıkınca Büşra'nın eve taksiyle döndüğünü öğrenince sinirden deliye dönüyorum. 

Büşra, karnına bir tekme yemiş gibi iki büklüm eve döndü. Ceren iki gün izin alıp Büşra'ya baktı. Çorba yaptı. Elini sırtına koydu. Destek oldu. Fatih o iki gün boyunca telefonunu hiç açmadı. Bunca yıllık yazarım. Tanımadığım karakterlere paye vermem. Bir tek o gün Büşra'ya kürtaj olsun diye para verdim. Kendime de küçük küçük notlar aldım. Dedim ya, ben sadece öyle küçük notlar alıyorum. Bazıları birbirini hiç tanımayacak karakterler hakkında, bazılarıysa hiç doğmayacak bebekler...

Comments

Popular Posts