Andromeda


Küçükken büyüklerim hep günlük tutmamı söylerlerdi. Hiçbir zaman her gün yazacak kadar düzenli bir çocuk olamadım. Hala düzenli yazamıyorum. Artık çocuk da değilim üstelik!

Mesela bu satırlar. Hiçbiri bugün yaşanmadı! Ben yazmadım! Ben yaşamadım! Siz de hiç okumadınız! Tüm bunlar hiç olmadı. Gezegenlerden Andromeda... Galaksilerden bir demet.

Enkaz halindeki şehirden eşi, kızı ve yeğenleriyle birlikte şehre gelen en eski dostumu gördüm bugün. Yakını olan başka insanları da buraya getirmiş. "Sıcak evde olmak ne güzel!" dedi, buraya dün gelen Nazmiye Hanım. Beş gece donduk, açık havada yattık. Allah bir daha yaşatmasın. Amin! Ailesinden kaç kişinin öldüğünü sormadım. Güleç yüzüne takıldı kaldı aklım. Kendi doğarken kaybettiği annesi ve kendinden otuz yaş büyük kocasına, üstüne eklediği bu göktaşı kazasına inat, gülen yüzüne...

Nazmiye Hanım dostumun yakını. Dostum birkaç gün önce, goktaşından birkaç gün sonra buraya geldi. Geldiği günden beri, birlikte çalıştığı ve çok sevdiği yakın arkadaşını arıyor. Konuşurken, durup durup uzaklara dalıyor gözleri. Hicran nerede acaba? Hicran'ı bulamıyoruz. Hicran'ı eniştesi enkazdan çıkartmış. Enkazdan sağ çıkmış ama kendisinden bir türlü haber alınamıyor. Hicran kayıp. Hicran dostumun gönlüne hicran olmuş. Hicran'ın annesinin ve oğlunun öldüğünü biliyor. Hicran sağ kalırsa, annesi ve oğlu olmadan ne yapacak? Uzaklara bakınca bunu düşünüyor dostum. Ama Hicran ortada yok. Hicranın sağ kalan oğlu ne yapacak, onu düşünüyor. Son doğum gününde, yirmi - yirmibeş gün önce çekilmiş, pırıl pırıl bir gülüşü olan apaydınlık bir fotoğrafa bakıyoruz birlikte. İkimizde ağlamıyoruz. Tüm kalbimle Hicran'ın sağ ise haberinin gelmesini, öldüyse yerinin bilinmesini diliyorum. Yoksa dostumun bir yanı Hicran'la birlikte kaybolacak. Biliyorum. Şu satırları yazana dek hiç ağlamıyorum.

Arkadaşımın ve birlikte çalıştığı Hicran'ın çalıştıkları yer Andromeda devlet hastanesiydi. Göktaşından olacak, tahminim, hastane şimdi yerle bir. Hastaneden bir başka arkadaşları arıyor o sırada. Hayret, sağ kalmış. Konuşuyorlar... "Artık burada toplu mezar yapıyoruz" dedi, diyor. Böylesi daha pratik. Öteki türlü tek tek uğraşacak durum yok. Hiçbir şey demiyoruz buna. Yorum yapmıyoruz. Biri gidip sıcak Andromeda çayı koyuyor. İçiyoruz. İçimiz ısınıyor.

Andromeda'da teknoloji çok ileri. Her şeyini tiwiti atılabiliyor. Tiwitler aç/kapa yapılabiliyor. "Yukarıya sormadan hiçbir şey yapamıyoruz." diyor mecburi görevini ifa eden gök taşından sorumlu kurumda görevli bir başka arkadaşım. "Bir iki soru soranı, sen yoruldun, git eve dinlen!" deyip eve gönderiyorlar. Toplu mezar olayına şaşırmadığım gibi buna da şaşırmıyorum. Andromeda'lı olmanın en güzel yanı bu.

Okulları kapatıverdiler Andromeda'da. Dostuma çocuklarının okul işi ile ilgili birkaç soru soruyorum. Bir karara varamıyoruz. O kadar ağır bir yük altındalar, o kadar belirsiz bir durumdalar ki, ne yapacaklarını bilmiyorlar. Memleket de bu kadar evladı ne yapacağını bilemiyor zaten. Uzaktan yakından, aç/kapa Andromedalılık bunu kaldırıyor.

Zamanında Andromeda'ya gök taşı çarparsa yapılacakları otomatize etme projesinde çalışmış olmak, beni mahvediyor son bir haftadır. Zamanında, sanırım Einstein, ya da belki Rahmetli Ahmet Mete Işıkara ya da belki Freud "Yasaların ve süreçlerin olmadığı yerde, yazılımlar anca nal toplar!" demişti. Siz de hatırlarsınız. O yazılımları yazan düzgün adamlar, başka galaksilere gitti. Biz kendi galaksimizde, adamın namerdine, eli oklusuna kaldık işte!

Göktaşının çarptığı yerden bizim buralara gelmek isteyen ailelere ev baktık bir de bugün. Ohoooo Andromeda'da kiralar uçmuş. Gözlerimize inanamadık.

Tam 7 gun once büyük bir gök taşı çarptı Andromeda'ya. Geçen hafta bugün gördüğüm bir rüyayı kimseye anlatmadım. Rüyamda enkazın başındaydım. Yere çakılmış ve kanatlarında ay yıldız bulunan uçak gibi bir şey vardı. Ben ilk yardım biliyorum ama hiçbir şey yapamıyorum hissiyle, sıkıntıyla uyandım. O gün bugündür sıkıntıdayım!

Andromeda'lı olsak da Antakya usulü kahve içtik dostum'la bugün. "Son Antakya usulü acı kahveler bunlar dostum" dedi. Bu paket de bitti mi artık devamı yok! Artık Andromeda'da böyle bir şehir yok aslında! Gidip baksak bugün yok mesela! Sanırım sadece bir tek an, bu acı kahveyi yudumlarken hissettiğim o incecik acıyla, bir tek an yaklaştım gerçekliğe bugün. Gerisi... Ancak romanlarda, bilim kurgu filmlerinde olabilecek kadar gerçek. Gerçek ve acı!

Sene 2023
Yer: Andromeda
Ölü sayısı 29.605. Günlük tuttum. Gerçekleri yazdım desem... Kim inanır buna?

Comments