Bir Enkaza Komşu
Yazmak zamanı.
Oysa uyku çağırıyor. yine de yazmak zamanı.
Yazmazsam taşıyorum. Onca enkazın ağırlığını taşıyanlardan utanarak...
Bu gece ay, Venüs ve Jupiter gökte sıra sıra dizilmiş. Nasıl eşsiz bir manzara.
Güneşten, Aydan, Venüsten umudu kestiğimden midir nedir, aklımda hep Andromeda. Hep başka coğrafyalar, hep başka ülkeler, dünyalar, galaksiler...
Andromeda'yı yazmıştım ya hani. Olanı biteni. Hicran'ın bitmemiş hikayesini yazmıştım. O hikaye bugün yine ççıktı karşıma onu yazacağım şimdi. Bunlar gerçekten oldu mu? Yaşandı mı? Gerçek mi? Kendime sora sora yazacağım. Hepsi bir rüya olsa...
Aynı kattaki kapı komşum taşındı ama evi bozmadı, epey de zaman geçti üstünden. Eşinin Hataylı olduğunu biliyorum. Depremin olduğu gün enkaz altında kalan yakınlarına bir türlü ulaşamayan arama kurtarma ekipleri için bana ulaştı eski komşum. Bir dönem Andromeda'nın afet işleriyle ilgili çalıştığımı hatırlıyor. Ne yazık ki ben de hatırlıyorum.Ben de bana ilettiği adresi ve isimleri orada hala çalışan arkadaşlarıma ilettim. İnsan beyhude olduğunu bildiği bazı çabalardan geri duramıyor. Ya tutarsa...
Ve sonra dün akşam evin kapısında eşimi ayaküzeri birileriyle konuşurken buldum. Merhaba. biz yeni taşındık buraya, eski komşunuzun abisiyim ben. Ev boştu biz geldik. Hatay'dan geldik. Hoşgeldiniz. Nasılsınız? Bir şeye ihtiyacını var mı? "Ev bark" dedik. "Dümdüz oldu!" diye söylerken, eliyle yatay bir düzlem çizdi havaya. O dakika tüm duygular kısa bir süre havada asılı kaldı. "Bir de bizim ufaklığı kaybettik." Duygular havada asılı iken, donuk bir cümle tüm binada yanlılandı. Sessizlik... "Başın sağolsun" ve "Geçmiş olsun!" cümlelerinin anlamını yitirmesi.
Üç kız evladından en küçüğünü kaybetmiş olduğunu öğrendik. Ve sonra evdeki iki kız evladının birini enkaz başında beş gün bekleyip, çıkarttıklarını öğrendik. Kızların annesiyle tanıştık. Akranızdır. Çocuklarımız hemen hemen aynı yaşlarda. "Kaç yaşındaydı?" diye sordum. "Beş" dedi. Ağladı. Sarıldım. Kucakladım. Kapı ağzında ağlaştık!
Bugün öğlen kahve içtik birlikte. Antakya usulü. Eğer içmediyseniz acı gelebilecek bir kahve. Bolca kavrulmuş. Antakya kahvesinden de acı detaylarla anlattı bana. Elimden gelen dinlemek... Yandaki binanın çatısının birinci kattaki evinin içine girdiğini anlattı mesela. Binadaki evlerin ve katlarının birbirine nasıl karıştığını anlattı. Daha da anlattı da, hepsini yazmaya elim bile varmıyor inan. Ben de arkadaşımın geldiğinden bahsettim. En yakın mesai arkadaşını bulamadığını anlattım. Dedim hemşireydi devlet hastanesinde. "Adı neydi?" dedi. "Hicran" dedim. Hicran benim üst komşum. Biz aynı enkazdan çıktık!
Ben bugün yan komşumla bir enkazdan tanıdık çıktım.
Hicran'ın yitirdiği oğlunun enkazdan çıkan oyuncak arabasını, sağ kalan diğer evladını, en son söylediklerini birinci ağızdan dinledim. Tüm kalbimle bir kez daha Hicran'ın sağ olması için dua ettim.
Binlerce enkazın arasından, aynı enkazdan çıkıp gelen ve Ankara'daki milyonlarca evin içinden, benim kapı komşum olmayı seçen canlara ne diyeyim şimdi? Söyleyin!
Aynı yolun yolcusu, aynı enkazın komşusuyuz!
Çok üzgünüm ve öfkeli!
Unutmak yok!
Comments
Post a Comment